Öğrenilmiş kullanmama nedir ?

Defne

New member
Öğrenilmiş Kullanmama: Davranışlarımızın Gizli Prensibi

Merhaba Forumdaşlar,

Bugün, davranışlarımızı şekillendiren ancak genellikle farkında olmadığımız bir psikolojik olguyu ele alacağım: Öğrenilmiş kullanmama. Bu terimi belki daha önce duymadınız, ancak hayatımızda bu fenomenin ne kadar derin etkiler bıraktığını fark edemeyebiliriz. Öğrenilmiş kullanmama, kişilerin geçmiş deneyimlerine dayanarak belirli bir davranış veya düşünceyi istemeyerek ya da bilinçli olarak kullanmamayı öğrenmelerini ifade eder. Yani, bir şeyden kaçınmak veya bir beceriyi reddetmek, çoğu zaman farkında olmadan zihinsel bir alışkanlık haline gelir.

Benim gibi bilimsel bir merakla yaklaşıp, konuyu daha derinlemesine incelemek isteyenler için harika bir fırsat! Hadi, öğrenilmiş kullanmama fenomeninin nasıl işlediğini, araştırmalarla destekleyerek ve farklı bakış açılarıyla ele alalım.

Öğrenilmiş Kullanmama Nedir? Temel Kavramlar ve Bilimsel Temel

Öğrenilmiş kullanmama, psikoloji literatüründe genellikle "learned helplessness" (öğrenilmiş çaresizlik) kavramıyla ilişkilendirilir. Bu kavram, bir kişinin ya da bir toplumun, yaşadığı olumsuz deneyimler sonucunda, kontrol edemedikleri bir duruma karşı duyduğu umutsuzlukla birlikte, davranışlarını değiştirip pasifleşmesi anlamına gelir. Psikolog Martin Seligman, 1970'lerde yaptığı deneylerle bu olguyu tanımlamıştır. Bu deneylerde, hayvanlara kontrol edemeyecekleri bir acı verilerek onların pasifleşmesi sağlanmıştı. Zamanla, bu deneyler insanlarda da benzer sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Yani, bir insan sürekli olarak başarısızlık yaşarsa, sonunda o kişi herhangi bir olumsuz durumda daha fazla mücadele etmeyi bırakır ve bu duruma alışır. Bunun sonucunda, kişi, bir problemi çözme konusunda etkin bir şekilde harekete geçmekten kaçınır.

Öğrenilmiş kullanmama, kişilerin toplumsal yaşamlarına, iş yerlerindeki performanslarına hatta günlük hayatlarına kadar geniş bir yelpazede etkili olabilir. Bu durum, insanların kendilerini yetersiz hissetmelerine, özgüven kaybı yaşamalarına ve potansiyellerini tam olarak kullanmamalarına yol açabilir.

Erkeklerin Analitik ve Stratejik Yaklaşımı: Veriler ve Davranışsal Yönler

Erkekler genellikle daha analitik ve veri odaklı bir bakış açısına sahiptir. Öğrenilmiş kullanmama, çoğunlukla bireysel performansla ilgili bir sorun olarak görülür. Araştırmalar, erkeklerin karşılaştıkları zorluklara karşı daha stratejik bir yaklaşım benimseyebileceğini gösteriyor. Örneğin, erkekler sık sık problem çözmeye yönelik doğrudan bir yaklaşım sergilerken, başarısızlıklar bir noktada onları daha temkinli ve riskten kaçan bir hale getirebilir. Ancak bu, öğrenilmiş kullanmama fenomenine dönüşebilir. Kişi, belirli bir konuda defalarca başarısız olduysa, o konuda çaba sarf etmeyi bırakabilir ve buna karşı bir duyarsızlık geliştirebilir.

Özellikle iş dünyasında, erkeklerin sıkça karşılaştığı bu tür durumlar, daha veriye dayalı bir çözüm bulma isteğiyle birlikte, bazen kişisel bir başarısızlık olarak görülebilir. Örneğin, erkekler iş yerlerinde karşılaştıkları sorunlarla başa çıkarken, zamanla daha az risk almak isteyebilirler. Bu, sürekli başarısızlıkla ilişkilendirilen "yetersizlik" duygusunun arttığı bir ortam yaratır.

Öğrenilmiş kullanmama, bu durumda sadece bireysel psikolojik bir engel değil, aynı zamanda stratejik bir sınav haline gelebilir. Erkeklerin bu tür davranışsal engelleri aşabilmeleri için, dış etmenler yerine kendi içsel güçlerini geliştirmeleri ve daha esnek bir yaklaşım benimsemeleri gerekebilir. Ancak, bu aşama kolay değildir; veriye dayalı bir yaklaşımın ardında çoğu zaman gizli duygusal engeller de bulunmaktadır.

Kadınların Empatik ve İnsancıl Yaklaşımı: Toplumsal Bağlamda Etkiler

Kadınların, sosyal bağlara ve empatiye dayalı yaklaşım tarzları, öğrenilmiş kullanmama olgusunun farklı bir yönünü ortaya koyar. Toplumsal cinsiyet rolleri ve beklentiler, kadınların karşılaştıkları olumsuz deneyimlere karşı nasıl tepki vereceklerini şekillendirebilir. Kadınlar, genellikle toplumda daha fazla duygusal sorumluluk taşırlar ve bu da onların kişisel deneyimlerine olan yaklaşımını etkiler. Birçok kadın, evde, işte ya da sosyal çevrelerinde karşılaştıkları başarısızlıkları, başkalarına karşı duydukları sorumluluk duygusu ile dengelemeye çalışır. Ancak, bu bazen kendilerini "yetersiz" hissetmelerine ve bazı görevlerden kaçınmalarına neden olabilir.

Öğrenilmiş kullanmama, kadınlar için bazen toplumsal baskıların bir yansıması olabilir. Toplumun onlardan beklediği belirli rolleri yerine getirememek, kadınların kendi değerlerini sorgulamalarına yol açabilir. Bu, duygusal bir bağlamda, başarısızlıkların içsel bir suçluluk duygusuyla birleşmesine neden olabilir. Bu durum, bir kadının hayatındaki en basit görevlerde bile kendini sınırlı hissetmesine yol açabilir.

Kadınların bu konuda daha empatik bir yaklaşım geliştirmeleri, toplumsal rolleri aşabilmeleri ve kendi değerlerini keşfetmeleri önemlidir. Yani, öğrenilmiş kullanmama sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir etki de yaratır. Kadınların empatik bir bakış açısıyla, başkalarının da benzer duygular yaşadığını fark etmeleri, bu durumu aşabilmeleri için önemli bir adımdır.

Öğrenilmiş Kullanmama ve Günlük Hayat: Nasıl Aşılır?

Öğrenilmiş kullanmama, günlük yaşamda daha önce bahsedilen sosyal ve bireysel faktörlerden etkilenir. Bu durum, kişilerin başarılı olamayacakları bir durumu kabul etmelerine, bu yüzden çaba sarf etmeyi bırakmalarına neden olabilir. Ancak, bu davranışı aşabilmek mümkündür. Birçok psikolog, insanların bu tür engelleri aşabilmesi için, küçük adımlar atarak kendilerine güven geliştirmelerini öneriyor. Bu, başarısızlıkları kabul etmek ve onlardan ders çıkarmakla başlar.

Peki, öğrenilmiş kullanmama ile başa çıkmanın yolları nelerdir?

1. Kendine güven geliştirmek: Küçük hedefler belirleyerek başarılı olma duygusunu yeniden keşfetmek.

2. Destek grupları oluşturmak: Toplumsal destek almak, kadınlar ve erkekler için de etkili bir yol olabilir.

3. Kendini affetmek: Başarısızlıkları, kişisel bir eksiklik değil, öğrenme fırsatı olarak görmek.

Forumda Tartışmaya Açık Sorular

Sizce, öğrenilmiş kullanmama sadece bireysel bir sorun mudur, yoksa toplumsal yapıdan mı kaynaklanır? Erkekler ve kadınlar, bu fenomenle başa çıkarken ne gibi farklı stratejiler geliştiriyorlar? Sosyal beklentiler ve kişisel deneyimler bu olguyu nasıl şekillendiriyor?

Yorumlarınızı ve görüşlerinizi duymak için sabırsızlanıyorum!
 
Üst