Ya Melik el mülk El mülkü lillah ne demek ?

Defne

New member
Melik el Mülk ve El Mülkü Lillah: İktidarın Sınırları ve Ruhaniyetin Egemenliği

Bir gün bir dostum bana eski bir metin gösterdi. Metnin başında "Melik el Mülk" ve "El Mülkü Lillah" ifadeleri vardı. İlk bakışta bana sadece soyut bir güç mührü gibi geldi. Ancak metni okumaya devam ettikçe, bu ifadelerin ardında derin bir anlam yattığını fark ettim. Bu metin beni, tarih boyunca insanların sahip oldukları güç ve iktidar anlayışına dair düşündürdü. Birbirini tanımayan iki karakter üzerinden, bir yandan bu iktidar kavramını, diğer yandan da toplumsal ve bireysel yaşamda güç ilişkilerini keşfetmeye başladım.

İktidar ve Güç: Melik el Mülk'ün Anlamı

Bir zamanlar bir kasabada, halkı sevgiyle yöneten Melik el Mülk adında bir lider yaşardı. Hem adaletli hem de güçlüydü. O, kasabasında sadece hükümetin değil, aynı zamanda halkının da kalbinde bir egemenlik kurmuştu. Herkes ona sadece bir hükümdar olarak değil, aynı zamanda bir rehber ve koruyucu olarak bakıyordu. Melik el Mülk, iktidarın sadece bir mal, mülk veya fiziksel güçten ibaret olmadığını, aslında ruhsal ve manevi bir boyutu da olduğunu savunuyordu.

Ancak bir gün, kasabaya gelen yabancı bir gezgin, Melik el Mülk'e şu soruyu sordu: “Gerçek güç nedir? İnsanlar senin etrafında bir araya geliyor, senin sözüne değer veriyorlar. Ama senin gerçek egemenliğin nerede?”

Melik el Mülk, bu soruya birkaç gün düşündükten sonra şöyle cevap verdi: "Gerçek güç, sadece dışsal şeylere sahip olmakla değil, içsel huzuru ve dengeyi koruyabilmekle ilgilidir. İktidar, elbette geçici olabilir; ama El Mülkü Lillah, yani tüm mülkün Allah’a ait olduğu gerçeğiyle barışmak, insanı özgür kılar."

Kadınlar, Empati ve İktidarın Diğer Yüzü

Kasabada Melik el Mülk'ün güçlü yönetimi kadar, bir başka güçlü figür vardı: Zarife. Zarife, kasabanın en bilge kadınıydı. Herkes ona sadece bilgelik için değil, aynı zamanda sevgi ve empati anlayışıyla yaklaşırdı. Zarife'nin gücü, kalbinin derinliklerinden geliyordu. İnsanlar ona sadece çözüm aramak için gelmiyordu; onların hislerini anlaması, onları dinlemesi, bazen de sadece varlığıyla onlara huzur vermesi yeterliydi.

Bir gün, Zarife Melik el Mülk’le uzun bir sohbet etti. "Senin gücün, askerlerin ve tahtınla ölçülüyor. Ancak ben biliyorum ki gerçek güç, insanın ruhunda gizlidir. Bunu ne zaman keşfedeceksin?" dedi.

Melik el Mülk, Zarife’nin sözlerine uzun bir sessizlikle yanıt verdi. "Senin gibi bir lideri anlamam için daha çok zamanım var, Zarife. Ama şunu biliyorum ki, güç tek bir formda değildir. Benim hükümetim, halkımın güvenliğini sağlamak için, ama senin gücün de ilişkileri iyileştirmek için."

Zarife'nin empatik yaklaşımı, Melik el Mülk'ün daha geniş bir perspektif kazanmasına yardımcı oldu. Bunu sadece halkına değil, kendisine de bir rehber olarak gördü.

Tarihsel Bir Yansıma: Gücün Toplumsal Yansıması

Melik el Mülk ve Zarife'nin karşılaştırılması, sadece bir hikâye değil, aynı zamanda güç kavramının tarihsel ve toplumsal yansımasını da ortaya koyuyordu. Tarih boyunca, iktidar ve güç çoğunlukla erkekler tarafından yönetilmiş, toplumsal yapılar bu egemenlik etrafında şekillenmişti. Kadınların ise genellikle ilişkisel becerileri, empatik yaklaşımları ve toplumsal bağları güçlendiren rollerine odaklanılmıştı.

Ancak zamanla, güç tanımları değişmeye başladı. Hem erkekler hem de kadınlar, sadece dışsal güçleriyle değil, aynı zamanda içsel güçleriyle de topluma yön verebileceğini fark etti. Zarife’nin hikayesi, bir kadının iktidarını nasıl farklı bir şekilde kullanabileceğini ve bunun toplum için nasıl önemli olabileceğini gösteriyor. Onun gücü, başkalarının duygusal iyiliğini sağlamaktan geçiyordu, ancak yine de son derece etkili ve güçlüyü.

Melik el Mülk’ün hikayesindeki gücün denetimi, aslında iktidarın sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi bir yönü olduğunu hatırlatıyordu. İktidarın yalnızca kendi çıkarlarını savunma değil, halkın ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan bir sorumluluk olduğunu fark etmek, zamanla bir liderin gerçek gücünü ortaya çıkarıyordu.

El Mülkü Lillah: Son Söz

Zarife ve Melik el Mülk'ün birbirinden farklı güç anlayışları, her birinin ruhsal yolculuklarında önemli bir yer tutuyordu. Gerçek güç, sadece dışsal faktörlerle ölçülmemeliydi; içsel denge, huzur ve manevi sorumluluk da bu dengenin parçasıydı.

“El Mülkü Lillah,” derken, güç ve mülkün son tahlilde Allah’a ait olduğu gerçeğini hatırlamalıyız. Tüm bu dünyadaki egemenlikler ve iktidar anlayışları, nihayetinde birer geçici araçtır. Kalıcı olan, insanın içsel huzurunu bulması ve bu huzuru etrafındaki dünyaya yansıtmasıdır.

Peki sizce, tarihsel güç anlayışlarında erkek ve kadın karakterlerinin etkisi nasıl şekillendi? Güç, yalnızca egemenlik ve sahiplik ile mi tanımlanmalı, yoksa empati ve içsel denge de bu gücün bir parçası olabilir mi?
 
Üst