Emre
New member
Burada hiç kimsenin mutlaka kötü niyetli olması gerekmez. Hatta herkes aynı hedefi, yani şirketin mali açıdan daha güçlü olmasını istiyor olabilir. Farklılık, hedefte değil, hedefe ulaşmak için seçilen stratejidedir.
Başka bir örnek:
“We disagree on what to do next.”
(Bundan sonra ne yapılacağı konusunda anlaşamıyoruz.)
Bu cümle, özellikle toplantılarda ve karar süreçlerinde kullanışlıdır.
Şunu da unutmayalım: Disagree about ve disagree on bazen benzer bağlamlarda kullanılabilir. Aralarındaki ayrım her zaman keskin değildir. İngilizce, matematikteki gibi her durumda tek bir doğru cevabın bulunduğu bir sistem değildir. Bağlam, vurgu ve yerleşik kullanım da önemlidir.
Dolayısıyla bir cümlede about yerine on kullanıldığını gördüğünüzde hemen alarm vermenize gerek yok. Önce cümlenin ne anlatmak istediğine bakın.
5. Disagree To Neden Genellikle Yanlış?
Şimdi gelelim İngilizce öğrenenlerin sık yaptığı hatalardan birine.
“I disagree to you.”
Bu cümle, “Seninle aynı fikirde değilim” demek için standart İngilizcede doğru tercih değildir. Bunun yerine:
“I disagree with you.”
demelisiniz.
Peki, neden to değil de with?
Çünkü disagree fiilinin bir kişiyle veya görüşle fikir ayrılığını ifade eden yaygın kalıbı disagree with şeklindedir. Türkçede “sana katılmıyorum” derken kullanılan yönelme yapısını İngilizceye doğrudan taşımak yanıltıcı olabilir.
Türkçede birine katılmak deriz. İngilizcede ise bu anlamı doğal biçimde ifade etmek için agree with ve disagree with kullanılır.
Karşılaştırın:
- I agree with you. (Sana katılıyorum.)
- I disagree with you. (Sana katılmıyorum.)
- I agree with your suggestion. (Önerine katılıyorum.)
- I disagree with your suggestion. (Önerine katılmıyorum.)
Bununla birlikte to edatını gördüğünüz her cümleyi yanlış kabul etmeyin. İngilizcede disagree to something, özellikle bir talebe, önerilen düzenlemeye veya koşula razı olmamak anlamında, bazı kullanımlarda mümkündür. Örneğin “They disagreed to the proposed changes” ifadesi belirli bağlamlarda görülebilir; ancak bu yapı her durumda en doğal tercih değildir. Güncel ve genel kullanımda çoğu zaman “They disagreed with the proposed changes” veya “They refused to accept the proposed changes” daha doğal seçeneklerdir.
Özellikle sınavlarda ve günlük konuşmalarda güvenli tercih şudur:
Bir kişiye veya görüşe katılmıyorsanız disagree with kullanın.
Küçük bir edat hatasının bütün İngilizcenizi geçersiz kılmadığını da hatırlayın. Dil öğrenmek, her cümlede kusursuz olmak değil, hataları fark edip giderek daha doğal konuşabilmektir.
6. Disagree That: Bir İddianın Doğruluğuna Katılmamak
Disagree yalnızca edatlarla kullanılmaz. Bir iddianın veya düşüncenin doğru olmadığını düşündüğünüzde that ile başlayan bir cümle de kullanabilirsiniz.
Örnekler:
- I disagree that this is the best solution. (Bunun en iyi çözüm olduğu görüşüne katılmıyorum.)
- She disagrees that the policy will be effective. (Politikanın etkili olacağı görüşüne katılmıyor.)
- We disagree that the results prove the theory. (Sonuçların teoriyi kanıtladığı görüşüne katılmıyoruz.)
Bu kullanımda that, ardından gelen cümleyi disagree fiiline bağlar.
Bir başka doğal seçenek de disagree with the idea that yapısıdır:
“I disagree with the idea that money guarantees happiness.”
(Paranın mutluluğu garanti ettiği düşüncesine katılmıyorum.)
Bu yapı özellikle akademik yazılarda, makalelerde ve fikir tartışmalarında işe yarar.
Örneğin, bir öğrenci “Technology always improves education” diyebilir. Başka bir öğrenci ise “I disagree that technology always improves education” diye karşılık verebilir. İkinci öğrenci teknolojiye bütünüyle karşı çıkmıyor; yalnızca “always” sözcüğünün fazla iddialı olduğunu düşünüyor olabilir.
Bazen tartışmayı ilerleten şey büyük bir karşı çıkış değil, cümledeki tek bir kelimeyi sorgulamaktır.
7. Disagree With, Disagree About ve Disagree On Arasındaki Farkı Örneklerle Pekiştirelim
Aşağıdaki örnekler, benzer durumlarda hangi yapının daha doğal olabileceğini görmenizi sağlayacaktır.
Örnek 1: Arkadaşınızın fikri
“I disagree with your opinion.”
Burada doğrudan bir görüşe katılmıyorsunuz.
Örnek 2: Tatil planı
“We disagree about where to go on holiday.”
Tatilin nereye yapılacağı konusunda farklı düşünüyoruz.
Örnek 3: Toplantı tarihi
“We disagree on the date of the meeting.”
Toplantının tarihi konusunda uzlaşamıyoruz.
Örnek 4: İş yerindeki strateji
“The team disagrees on which strategy to adopt.”
Ekip hangi stratejinin benimsenmesi gerektiği konusunda anlaşamıyor.
Örnek 5: Genel bir konu
“They disagree about politics.”
Siyaset konusunda farklı düşünüyorlar.
Örnek 6: Bir iddianın doğruluğu
“I disagree that the plan is realistic.”
Planın gerçekçi olduğu görüşüne katılmıyorum.
Bu örneklerin ortak noktası, disagree fiilinin bir fikir ayrılığını ifade etmesidir. Değişen şey, bu fikir ayrılığının hangi unsur etrafında kurulduğudur.
Bir ipucu daha: Cümle kurarken önce Türkçe karşılığını kelimesi kelimesine çevirmeye çalışmak yerine İngilizcede neyi vurgulamak istediğinizi belirleyin. Karşıdaki kişiyi mi, tartışılan konuyu mu, belirli bir kararı mı, yoksa bir iddiayı mı? Bu sorunun cevabı doğru yapıyı seçmenizi kolaylaştırır.
8. Günlük Hayatta Disagree Kullanımı: Tartışmayı Kavgaya Dönüştürmeden Konuşmak
İngilizcede fikir ayrılığı ifade etmek için her zaman doğrudan “I disagree” demek zorunda değilsiniz. Özellikle iş görüşmelerinde, akademik tartışmalarda veya yeni tanıştığınız insanlarla konuşurken daha yumuşak ifadeler tercih edebilirsiniz.
Örneğin:
- I see your point, but I disagree. (Ne demek istediğini anlıyorum ama katılmıyorum.)
- I respectfully disagree. (Saygıyla belirtmek isterim ki aynı fikirde değilim.)
- I have a different perspective. (Konuya farklı bir açıdan bakıyorum.)
- I'm not sure I agree with that. (Buna katıldığımdan emin değilim.)
- I see things differently. (Olaylara farklı bakıyorum.)
Bu ifadeler anlaşmazlığı gizlemek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Aksine, görüşünüzü açıkça ifade ederken karşı tarafın sözünü de dikkate aldığınızı gösterir.
Diyelim ki iş arkadaşınız yeni bir proje için son teslim tarihinin kısaltılmasını önerdi. Siz bunun ekibi zorlayacağını düşünüyorsunuz.
Şöyle diyebilirsiniz:
“I understand why you want to shorten the deadline, but I disagree with that approach because it could affect the quality of our work.”
(Teslim tarihini neden kısaltmak istediğini anlıyorum ama bunun işimizin kalitesini etkileyebileceği için bu yaklaşıma katılmıyorum.)
Bu cümlede hem anlaşmazlık hem de gerekçe vardır. Böylece yalnızca karşı çıkmakla kalmaz, tartışmaya çözüm geliştirmek için bir zemin de hazırlarsınız.
Başka bir örnek:
“We disagree on what to do next.”
(Bundan sonra ne yapılacağı konusunda anlaşamıyoruz.)
Bu cümle, özellikle toplantılarda ve karar süreçlerinde kullanışlıdır.
Şunu da unutmayalım: Disagree about ve disagree on bazen benzer bağlamlarda kullanılabilir. Aralarındaki ayrım her zaman keskin değildir. İngilizce, matematikteki gibi her durumda tek bir doğru cevabın bulunduğu bir sistem değildir. Bağlam, vurgu ve yerleşik kullanım da önemlidir.
Dolayısıyla bir cümlede about yerine on kullanıldığını gördüğünüzde hemen alarm vermenize gerek yok. Önce cümlenin ne anlatmak istediğine bakın.
5. Disagree To Neden Genellikle Yanlış?
Şimdi gelelim İngilizce öğrenenlerin sık yaptığı hatalardan birine.
“I disagree to you.”
Bu cümle, “Seninle aynı fikirde değilim” demek için standart İngilizcede doğru tercih değildir. Bunun yerine:
“I disagree with you.”
demelisiniz.
Peki, neden to değil de with?
Çünkü disagree fiilinin bir kişiyle veya görüşle fikir ayrılığını ifade eden yaygın kalıbı disagree with şeklindedir. Türkçede “sana katılmıyorum” derken kullanılan yönelme yapısını İngilizceye doğrudan taşımak yanıltıcı olabilir.
Türkçede birine katılmak deriz. İngilizcede ise bu anlamı doğal biçimde ifade etmek için agree with ve disagree with kullanılır.
Karşılaştırın:
- I agree with you. (Sana katılıyorum.)
- I disagree with you. (Sana katılmıyorum.)
- I agree with your suggestion. (Önerine katılıyorum.)
- I disagree with your suggestion. (Önerine katılmıyorum.)
Bununla birlikte to edatını gördüğünüz her cümleyi yanlış kabul etmeyin. İngilizcede disagree to something, özellikle bir talebe, önerilen düzenlemeye veya koşula razı olmamak anlamında, bazı kullanımlarda mümkündür. Örneğin “They disagreed to the proposed changes” ifadesi belirli bağlamlarda görülebilir; ancak bu yapı her durumda en doğal tercih değildir. Güncel ve genel kullanımda çoğu zaman “They disagreed with the proposed changes” veya “They refused to accept the proposed changes” daha doğal seçeneklerdir.
Özellikle sınavlarda ve günlük konuşmalarda güvenli tercih şudur:
Bir kişiye veya görüşe katılmıyorsanız disagree with kullanın.
Küçük bir edat hatasının bütün İngilizcenizi geçersiz kılmadığını da hatırlayın. Dil öğrenmek, her cümlede kusursuz olmak değil, hataları fark edip giderek daha doğal konuşabilmektir.
6. Disagree That: Bir İddianın Doğruluğuna Katılmamak
Disagree yalnızca edatlarla kullanılmaz. Bir iddianın veya düşüncenin doğru olmadığını düşündüğünüzde that ile başlayan bir cümle de kullanabilirsiniz.
Örnekler:
- I disagree that this is the best solution. (Bunun en iyi çözüm olduğu görüşüne katılmıyorum.)
- She disagrees that the policy will be effective. (Politikanın etkili olacağı görüşüne katılmıyor.)
- We disagree that the results prove the theory. (Sonuçların teoriyi kanıtladığı görüşüne katılmıyoruz.)
Bu kullanımda that, ardından gelen cümleyi disagree fiiline bağlar.
Bir başka doğal seçenek de disagree with the idea that yapısıdır:
“I disagree with the idea that money guarantees happiness.”
(Paranın mutluluğu garanti ettiği düşüncesine katılmıyorum.)
Bu yapı özellikle akademik yazılarda, makalelerde ve fikir tartışmalarında işe yarar.
Örneğin, bir öğrenci “Technology always improves education” diyebilir. Başka bir öğrenci ise “I disagree that technology always improves education” diye karşılık verebilir. İkinci öğrenci teknolojiye bütünüyle karşı çıkmıyor; yalnızca “always” sözcüğünün fazla iddialı olduğunu düşünüyor olabilir.
Bazen tartışmayı ilerleten şey büyük bir karşı çıkış değil, cümledeki tek bir kelimeyi sorgulamaktır.
7. Disagree With, Disagree About ve Disagree On Arasındaki Farkı Örneklerle Pekiştirelim
Aşağıdaki örnekler, benzer durumlarda hangi yapının daha doğal olabileceğini görmenizi sağlayacaktır.
Örnek 1: Arkadaşınızın fikri
“I disagree with your opinion.”
Burada doğrudan bir görüşe katılmıyorsunuz.
Örnek 2: Tatil planı
“We disagree about where to go on holiday.”
Tatilin nereye yapılacağı konusunda farklı düşünüyoruz.
Örnek 3: Toplantı tarihi
“We disagree on the date of the meeting.”
Toplantının tarihi konusunda uzlaşamıyoruz.
Örnek 4: İş yerindeki strateji
“The team disagrees on which strategy to adopt.”
Ekip hangi stratejinin benimsenmesi gerektiği konusunda anlaşamıyor.
Örnek 5: Genel bir konu
“They disagree about politics.”
Siyaset konusunda farklı düşünüyorlar.
Örnek 6: Bir iddianın doğruluğu
“I disagree that the plan is realistic.”
Planın gerçekçi olduğu görüşüne katılmıyorum.
Bu örneklerin ortak noktası, disagree fiilinin bir fikir ayrılığını ifade etmesidir. Değişen şey, bu fikir ayrılığının hangi unsur etrafında kurulduğudur.
Bir ipucu daha: Cümle kurarken önce Türkçe karşılığını kelimesi kelimesine çevirmeye çalışmak yerine İngilizcede neyi vurgulamak istediğinizi belirleyin. Karşıdaki kişiyi mi, tartışılan konuyu mu, belirli bir kararı mı, yoksa bir iddiayı mı? Bu sorunun cevabı doğru yapıyı seçmenizi kolaylaştırır.
8. Günlük Hayatta Disagree Kullanımı: Tartışmayı Kavgaya Dönüştürmeden Konuşmak
İngilizcede fikir ayrılığı ifade etmek için her zaman doğrudan “I disagree” demek zorunda değilsiniz. Özellikle iş görüşmelerinde, akademik tartışmalarda veya yeni tanıştığınız insanlarla konuşurken daha yumuşak ifadeler tercih edebilirsiniz.
Örneğin:
- I see your point, but I disagree. (Ne demek istediğini anlıyorum ama katılmıyorum.)
- I respectfully disagree. (Saygıyla belirtmek isterim ki aynı fikirde değilim.)
- I have a different perspective. (Konuya farklı bir açıdan bakıyorum.)
- I'm not sure I agree with that. (Buna katıldığımdan emin değilim.)
- I see things differently. (Olaylara farklı bakıyorum.)
Bu ifadeler anlaşmazlığı gizlemek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Aksine, görüşünüzü açıkça ifade ederken karşı tarafın sözünü de dikkate aldığınızı gösterir.
Diyelim ki iş arkadaşınız yeni bir proje için son teslim tarihinin kısaltılmasını önerdi. Siz bunun ekibi zorlayacağını düşünüyorsunuz.
Şöyle diyebilirsiniz:
“I understand why you want to shorten the deadline, but I disagree with that approach because it could affect the quality of our work.”
(Teslim tarihini neden kısaltmak istediğini anlıyorum ama bunun işimizin kalitesini etkileyebileceği için bu yaklaşıma katılmıyorum.)
Bu cümlede hem anlaşmazlık hem de gerekçe vardır. Böylece yalnızca karşı çıkmakla kalmaz, tartışmaya çözüm geliştirmek için bir zemin de hazırlarsınız.