Dünyanın en temiz denizi neresi ?

Murat

New member
Dünyanın En Temiz Denizi Neresi? Cevap Tahmin Ettiğinizden Biraz Daha Soğuk!

Deniz deyince benim aklıma önce tatil geliyor. Şezlong, güneş kremi, buz gibi içecek ve “Denize gireceğim” deyip iki saat boyunca kıyıda ayaklarını suya sokan insan modeli… Sonra konu “Dünyanın en temiz denizi neresi?” sorusuna gelince iş biraz değişiyor. Çünkü mesele artık sadece suyun turkuaz olması değil.

İtiraf edeyim: Eskiden denizin temizliğini “Dibindeki taşı görebiliyor muyum?” şeklinde ölçüyordum. Sonra öğrendim ki bilim insanlarının bu konuda biraz daha ciddi yöntemleri var. Neyse ki “Burnumu suya soktum, kokmuyorsa temizdir” yöntemi henüz uluslararası standartlara girmemiş.

Peki gerçekten dünyanın en temiz denizi hangisi?

Bu sorunun tek ve tartışmasız bir cevabı yok. Çünkü “temiz” kelimesiyle neyi kastettiğimize bağlı olarak cevap değişebiliyor. Bakteriyolojik kalite, kimyasal kirlilik, suyun berraklığı, ekosistemin sağlığı ve insan faaliyetlerinin etkisi farklı ölçütler.

Ancak olağanüstü su berraklığı açısından Antarktika çevresindeki Weddell Denizi en dikkat çekici adaylardan biri.

Weddell Denizi Neden Bu Kadar Özel?

Weddell Denizi, Antarktika'nın doğusunda yer alan ve büyük ölçüde ekstrem kutup koşullarının etkisinde bulunan devasa bir deniz alanı. Burada turistik plajlardan, sahil kafelerinden veya “Abi şu tarafa yüzelim, orası daha güzel” tartışmalarından söz etmek biraz zor.

Çünkü burası, yaz tatili planı yapan insanın değil, penguenlerin ve araştırma gemilerinin dünyası.

Weddell Denizi'nin en çok dikkat çeken özelliklerinden biri olağanüstü su berraklığı. Antarktika araştırmaları kapsamında yapılan ölçümlerde, 1986 yılında Secchi diskinin yaklaşık 79,86 metre derinlikte hâlâ görülebildiği kaydedilmiş. Bu ölçüm, Weddell Denizi'nin olağanüstü optik berraklığının neden yıllardır konuşulduğunu açıklıyor. documents.ats.aq

Burada önemli bir ayrıntı var: “Dünyanın en temiz denizi” demekle “Dünyanın en berrak suyu” demek aynı şey değil.

Bir suyun çok berrak görünmesi, otomatik olarak bütün açılardan kusursuz derecede temiz olduğu anlamına gelmez. Örneğin fitoplankton miktarı, sudaki partiküller ve ışığın su içerisinde yayılması berraklık ölçümlerini etkileyebilir. Weddell Denizi üzerine yapılan bilimsel çalışmalar da su şeffaflığının fitoplankton miktarıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Doi+1

Yani doğa burada bize güzel bir ders veriyor: Gördüğümüz şey ile ölçtüğümüz şey her zaman aynı değildir.

Peki Berraklık = Temizlik mi?

İşte forumlarda en çok karıştırılan nokta burası.

Turkuaz renkte, cam gibi bir deniz gördüğümüzde beynimiz hemen “Burası tertemiz!” diye karar veriyor. Oysa deniz suyunun kalitesini değerlendirmek için yalnızca gözlerimizi kullanmak yeterli değil.

Örneğin Mavi Bayrak programında plajların su kalitesi, çevre yönetimi, atık yönetimi, güvenlik, erişilebilirlik, çevre eğitimi ve başka kriterler birlikte değerlendiriliyor. Programın resmi kriterlerine göre Mavi Bayraklı plajlarda yüzme suyu kalitesi için düzenli numune alma ve analiz şartları bulunuyor. Blue Flag+1

Türkiye'deki resmi kriterlerde de yüzme suyunun mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal özellikleri değerlendiriliyor; ayrıca kanalizasyon veya endüstriyel atıkların plaj alanını etkilememesi gerekiyor. YİGM

Dolayısıyla “Suya bakınca dip görünüyor” güzel bir başlangıç gözlemi olabilir ama bilimsel bir temizlik raporu değildir.

Bir başka deyişle, deniz size “Ben temizim” diyebilir; laboratuvar ise “Bir dakika, sonuçlara bakalım” der.

Laboratuvarın sözü biraz daha güvenilir.

Dünyanın En Temiz Denizi Aranırken Akdeniz Neden Hâlâ Gündemde?

Weddell Denizi berraklık açısından olağanüstü bir örnek olsa da günlük yaşamda insanların “en temiz deniz” ararken kastettiği yer genellikle yüzülebilir, erişilebilir ve kaliteli kıyılar.

Bu noktada Akdeniz, Ege ve çeşitli okyanus adalarının kıyıları devreye giriyor.

Özellikle bazı küçük koylarda suyun berraklığı gerçekten etkileyici olabiliyor. Bunun arkasında yalnızca denizin “temiz olması” değil; koyun jeolojik yapısı, akıntılar, dalga hareketleri, plankton miktarı, yağışlar, kıyıdaki insan yoğunluğu ve su değişimi gibi pek çok faktör bulunuyor.

Mesela yağmurdan sonra dere veya yüzeysel akışlarla denize taşınan maddeler suyun görünümünü değiştirebilir. Aynı şekilde yoğun turizm, yetersiz atık su yönetimi veya yanlış kıyı kullanımı da deniz ekosistemini etkileyebilir.

Bu yüzden “Geçen yıl burası cam gibiydi” cümlesi güzel bir seyahat anısıdır ama uzun dönemli su kalitesi göstergesi değildir.

Erkekler Haritayı Açtı, Kadınlar Ekibi Topladı: Gerçek Hayatta Temizlik Nasıl Değerlendirilir?

Burada klasik kadın-erkek kalıplarına girmek çok kolay: “Erkekler hemen haritayı açıp koordinat hesaplar, kadınlar da herkesin güneş kremi sürüp sürmediğini kontrol eder.”

Ama gerçek hayat bundan çok daha renkli.

Örneğin arkadaş grubundaki Emre, “Önce su kalitesi verilerini bulalım, sonra ulaşım ve akıntı durumuna bakalım” diyebilir. Stratejik düşünür, veriyi toplar, alternatif koyları karşılaştırır.

Aynı gruptaki Zeynep ise “Tamam ama çocukların gireceği bölüm güvenli mi, yaşlılar rahat ulaşabilir mi, buradaki işletmeler atıklarını nereye veriyor?” diye sorabilir.
 
Üst