Dünyanın ilk sanat eseri nedir ?

Selin

New member
Dünyanın İlk Sanat Eseri Hangisiydi? Sorunun Kendisi Neden Sandığımızdan Daha Zor?

Bu konuya ilk kez bilimsel açıdan baktığımda beni en çok şaşırtan şey, “dünyanın ilk sanat eseri” sorusunun aslında tek bir nesnenin adını söyleyerek cevaplanamaması oldu. Bir mağaranın duvarındaki hayvan figürünü düşünmek kolay; fakat birkaç yüz bin yıl önce bir insanın bir deniz kabuğuna çizdiği geometrik çizgiler sanat mıdır, yoksa yalnızca işlevsel bir işlem sırasında oluşmuş izler midir? Peki, kırmızı aşı boyasıyla çizilmiş bir desenin “sanat” olduğuna nasıl karar verebiliriz?

Arkeoloji tam da burada ilginçleşiyor. Çünkü elimizde modern bir müze etiketi, sanatçının açıklaması veya eserin hangi amaçla üretildiğini anlatan bir belge yok. Bunun yerine stratigrafi, tarihlendirme, mikroskobik aşınma izleri, pigment kimyası, deneysel arkeoloji ve karşılaştırmalı analizler var.

Bu nedenle konuyu araştırırken “ilk sanat eseri” ile “en eski kasıtlı insan yapımı işaret” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Mevcut arkeolojik kanıtlar açısından en güçlü adaylardan biri yaklaşık 540 bin yıl öncesine tarihlenen Trinil kabuğu üzerindeki geometrik gravürdür. Ancak “sanat” kelimesini daha dar anlamda, yani bilinçli görsel ifade veya çizim olarak kullanırsak yaklaşık 73 bin yıllık Blombos Mağarası çizimi çok daha güçlü bir aday haline geliyor. Daha yakın dönemdeki araştırmalar ise Endonezya'daki Sulawesi mağara sanatının düşündüğümüzden çok daha eski olduğunu gösterdi.

1. 540 Bin Yıllık Trinil Kabuğu: İlk Sanat mı, İlk Soyut İşaret mi?

Java'daki Trinil bölgesinde bulunan tatlı su midyesi kabuğu, tartışmayı ciddi biçimde geriye taşıyor. Josephine Joordens ve çalışma arkadaşlarının Nature dergisinde yayımlanan araştırmasına göre kabuğun bulunduğu tabakalar yaklaşık 0,54 ± 0,10 milyon yıl ile 0,43 ± 0,05 milyon yıl arasında tarihleniyor. Araştırmacılar, kabuktaki geometrik çizgilerin Homo erectus tarafından oluşturulduğu sonucuna ulaştı.

Çalışmanın dikkat çekici tarafı yalnızca yaş değildir. Araştırmacılar kabuk üzerindeki olukları mikroskobik olarak inceledi, çizgilerin morfolojisini deneysel olarak oluşturulan izlerle karşılaştırdı ve arkeolojik bağlamı farklı tarihlendirme yöntemleriyle değerlendirdi. Sedimentler için 40Ar/39Ar ve lüminesans tarihlendirme yöntemlerinin kullanılması, buluntunun kronolojik konumunun bağımsız biçimde sınanmasına olanak verdi.

Araştırmacıların vardığı sonuç oldukça temkinliydi: Bu bulgunun “işlevini veya anlamını” belirlemek mümkün değildi; fakat buluntu, soyut desenlerin Homo erectus'un bilişsel ve motor kapasitesi içinde bulunduğunu gösteriyordu.

İşte kritik nokta burada.

Bir nesnenin üzerine kasıtlı olarak çizgi çizmek, otomatik olarak o nesneyi sanat eseri yapar mı?

Eğer sanat için “insanın yüzeye bilinçli biçimde görsel düzenleme yapması” yeterliyse Trinil kabuğu çok güçlü bir adaydır. Fakat sanatın estetik, sembolik veya iletişimsel amaç taşımasını şart koşarsak elimizdeki kanıt yetersiz kalır.

Dolayısıyla bilimsel açıdan “Trinil kabuğu kesin olarak dünyanın ilk sanat eseridir” demek doğru olmaz. Daha savunulabilir ifade şudur: Trinil kabuğu, bilinen en eski kasıtlı geometrik gravür örneklerinden biridir ve sanatın kökenlerine ilişkin tartışmayı en az yaklaşık yarım milyon yıl geriye götürür.

2. 73 Bin Yıllık Blombos Çizimi: “Çizim” Kavramında Büyük Dönüm Noktası

Güney Afrika'daki Blombos Mağarası, sanatın kökeni konusunda başka bir nedenle son derece önemlidir.

2018'de Christopher Henshilwood, Francesco d’Errico ve Luca Pollarolo tarafından Nature dergisinde yayımlanan araştırma, yaklaşık 73 bin yıllık bir silcrete taş parçasının üzerinde kırmızı aşı boyasıyla yapılmış çapraz çizgili bir desen bulunduğunu bildirdi. Araştırmacılar bunu bilinen en eski çizim örneği olarak değerlendirdi.

Buradaki “çizim” ile “gravür” arasındaki fark önemlidir. Trinil örneğinde yüzey kazılmıştır. Blombos örneğinde ise pigment yüzeye uygulanmıştır. Başka bir ifadeyle burada yalnızca bir yüzeyi değiştirmek değil, pigment kullanarak grafik bir kompozisyon oluşturmak söz konusudur.

Araştırmacılar bunun tesadüfi bir çizik olup olmadığını test etmek için deneysel arkeoloji kullandı. Farklı kalınlıklardaki aşı boyası kalemleriyle benzer silcrete parçaları üzerinde deneyler yapıldı. Elde edilen izlerin arkeolojik örnekle karşılaştırılması sonucunda desenin bilinçli biçimde çizildiği görüşü desteklendi. Araştırmacıların deneysel çalışmaları, benzer bir çizimin aşı boyası kalemiyle üretilebildiğini gösterdi.

Bu nedenle Blombos çizimi, “en eski sanat eseri” sorusuna verilen popüler cevaplarda sıkça karşımıza çıkar.

Fakat burada da bir sınır var: Desenin ne anlama geldiğini bilmiyoruz.

Bir sembol olabilir. Bir süsleme olabilir. Bir başka yüzey üzerinde devam eden daha büyük bir kompozisyonun parçası olabilir. Belki ritüel bir anlam taşıyordu. Belki de bizim “sanat” diye sınıflandırdığımız şey, o dönemde tamamen farklı bir sosyal işleve sahipti.

Nature'daki değerlendirmede de temel problem buna bağlanıyor: Eski çizginin neden yapıldığını bilmek mümkün değil.

3. Daha da Eski Bir Sanat Tarihi Olabilir mi?

Burada arkeolojinin en önemli metodolojik problemi ortaya çıkıyor: Bugün bulduğumuz en eski örnek, insanların ilk kez sanat yaptığı tarih olmak zorunda değildir.

Arkeolojik kayıt son derece eksiktir.

Ahşap, deri, bitki lifleri, kemik iliği, pigmentli organik malzemeler veya başka geçici materyaller zaman içinde yok olabilir. Buna karşılık taş ve kabuk gibi dayanıklı materyallerin günümüze ulaşma ihtimali çok daha yüksektir.

Bu nedenle “ilk sanat eseri” yerine “şu anda keşfedilmiş en eski korunmuş örnek” demek bilimsel açıdan daha güvenlidir.

Bu ayrım özellikle mağara sanatında önemlidir. Örneğin Endonezya'nın Sulawesi adasındaki mağara resimleri daha önce yaklaşık 40 bin yıllık kabul edilirken, yeni lazer ablasyonlu uranyum serisi analizleri bazı örneklerin yaşını önemli ölçüde geriye çekti.

2024'te Nature dergisinde yayımlanan çalışma, Leang Karampuang'daki bir sahnenin minimum yaşını 53,5 ± 2,3 bin yıl, Leang Bulu’ Sipong 4'teki av sahnesinin minimum yaşını ise 50,2 ± 2,2 bin yıl olarak belirledi.

Bu sonuç yalnızca bir tarihin değişmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bilimsel bilginin nasıl düzeltildiğini gösteriyor. Yeni teknoloji, daha eski bir tarihlendirme yönteminin çözünürlüğünü artırarak önceki sonuçların yeniden değerlendirilmesini sağlıyor.

4. 45.500 Yıllık Sulawesi Domuzu ve Figüratif Sanatın Başlangıcı

Sulawesi'deki mağara sanatı ayrıca “ilk figüratif sanat” tartışması açısından önem taşıyor.

2014'te Nature dergisinde yayımlanan araştırma, Maros karst bölgesindeki mağara sanatının bazı örneklerinin yaklaşık 40 bin yıl öncesine uzandığını göstermişti. Araştırmada uranyum-serisi tarihlendirme, resimlerle ilişkili kalsit oluşumları üzerinde uygulandı. Bu yöntem, doğrudan pigmenti tarihlendirmek yerine resmin üstünü kaplayan mineral oluşumlarının yaşını kullanarak resim için minimum yaş belirlemeye dayanıyor.

Daha sonraki çalışmalar bu kronolojiyi daha da geriye taşıdı. Günümüzde Sulawesi, dünyanın en eski figüratif ve anlatısal mağara sanatlarından bazılarına ev sahipliği yapıyor.

Burada dikkat çekici olan şey, Avrupa'nın uzun süre sanat tarihinin başlangıç noktası olarak görülmüş olmasıdır. Lascaux gibi Avrupa mağaraları muhteşem görsel örnekler sunarken Afrika ve Güneydoğu Asya'dan gelen arkeolojik bulgular, insanın görsel ifade kapasitesinin tek bir coğrafyada ortaya çıktığı fikrini zayıflatıyor.

Bu da önemli bir bilimsel ders veriyor: Araştırmacının bildiği tarih, insanlığın gerçek tarihiyle aynı şey değildir.

5. Neandertaller de Sanat Yapmış Olabilir mi?

Tartışmayı yalnızca Homo sapiens üzerinden yürütmek de doğru olmayabilir.

İspanya'daki bazı mağara işaretleri için yaklaşık 64 bin yıllık tarihler önerildi. Eğer bu tarihlendirmeler ve kültürel bağlam doğru yorumlanıyorsa, bunların modern insanın Avrupa'ya yayılmasından önce Neandertaller tarafından yapılmış olması mümkündür. Nature, Blombos çizimi üzerine değerlendirmesinde bu İspanyol mağara sanatını yaklaşık 64 bin yıl öncesine tarihlenen olası Neandertal örnekleri olarak tartışıyor.
 
Üst