Ali
New member
Palyaço Bize Ne Anlama Gelir? Bir Gülüşün Ardındaki Hikâye
Palyaço Bize Ne Anlama Gelir? Bir Gülüşün Ardındaki Hikâye
Geçenlerde eski bir lunaparkın önünden geçerken tuhaf bir şey oldu. Yıllardır uğramadığım o sokakta, kapanmış gişelerin ve paslanmış oyuncakların arasında bir palyaço figürü gördüm. Elindeki balonlardan biri hâlâ havadaymış gibi yukarı doğru uzanıyordu. Boyası dökülmüş yüzünde kocaman bir gülümseme vardı ama ben o gülümsemeye baktıkça içimde garip bir hüzün oluştu.
Çocukken palyaço görünce gülerdim. Şimdi ise aynı görüntü bana başka şeyler düşündürüyor.
Palyaço neden güldürür? Neden bazı insanlarda korku uyandırır? Neden filmlerde kimi zaman neşenin, kimi zaman yalnızlığın, hatta korkunun sembolü olur? Ve asıl soru şu: Bir palyaço bize gerçekten ne anlatır?
Geçen hafta bu konuyu arkadaş grubunda açtığımda herkesin farklı bir cevabı oldu. Mehmet, “Palyaçonun işi insanları güldürmek, mesele bu kadar,” dedi. Zeynep ise hemen itiraz etti:
“Belki de mesele tam olarak bu değildir. İnsanları güldürürken kendi yüzünün arkasında ne sakladığını hiç düşündün mü?”
O cümle, akşam boyunca zihnimden çıkmadı.
Sonra birlikte eski lunaparkın hikâyesini araştırmaya karar verdik. Bulduğumuz şey, yalnızca palyaçolar hakkında değil, insanların yüzyıllardır gülme, eğlenme, üzülme ve toplumdaki rollerini ifade etme biçimleri hakkında da ilginç bir hikâyeydi.
Eski Lunaparkta Başlayan Konuşma
Ertesi cumartesi Mehmet, Zeynep ve ben tekrar lunaparka gittik. Kapılar kapalıydı ama hemen yanında küçük bir kahve dükkânı açıktı. İçeride, yetmişli yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim yaşlı bir adam oturuyordu.
Adının Rıza olduğunu öğrendik.
Lunaparkı eskiden işleten ailenin bir ferdiymiş.
Palyaçoyu sorduğumuzda yüzünde kısa bir tebessüm belirdi.
“Onun adı Piero'ydu,” dedi.
“Gerçek bir insan mıydı?”
“Gerçekti. Hem de sandığınızdan çok daha gerçek.”
Rıza Amca bize yıllar önce lunaparkta çalışan bir palyaçodan söz etti. Piero, özellikle çocukların sevdiği bir göstericiydi. Büyük ayakkabıları, renkli kıyafetleri ve abartılı makyajıyla sahneye çıktığında çocuklar kahkahalarla bağırırmış.
Ama Rıza Amca'nın anlattığına göre Piero yalnızca şaka yapan biri değilmiş.
Çocuklardan biri ağladığında gösterisini değiştirirmiş.
Bir aile tartışıyorsa onları sahnenin önüne çağırmazmış.
Korkmuş bir çocuk varsa maskotun yanına götürmek yerine uzaktan el sallarmış.
“Çünkü,” dedi Rıza Amca, “Piero insanların sadece neye güldüğüne değil, neden sustuğuna da bakardı.”
Mehmet hemen söze girdi:
“Yani stratejik davranıyormuş.”
Zeynep güldü.
“Sen her şeyi stratejiye bağlıyorsun.”
Mehmet omuzlarını silkti.
“Çünkü sahnede yüzlerce insan varsa ne yapacağını planlaman gerekir. Kalabalığın dikkatini yönetmek, çocukların güvenliğini düşünmek, gösterinin sırasını ayarlamak... Bunlar tesadüfen olmaz.”
Zeynep ise farklı bir noktaya dikkat çekti:
“Planlamak önemli ama insanları okumak da öyle. Birinin yüzündeki korkuyu fark etmezsen en iyi plan bile işe yaramaz.”
O an ikisinin de haklı olduğunu düşündüm.
Palyaço belki de tam burada ilginçleşiyordu: Hem gösteriyi yönetmek zorundaydı hem de insanların duygularına kulak vermeliydi.
Palyaçonun Tarihine Kısa Bir Yolculuk
Araştırmaya başladığımızda palyaço figürünün düşündüğümüzden daha eski olduğunu gördük.
Bugünkü anlamıyla “palyaço” kelimesinin ve sahne karakterinin gelişimi özellikle Avrupa tiyatro geleneğinde belirginleşmiş olsa da, farklı kültürlerde toplumun kurallarını mizahla sorgulayan, güldüren veya düzenin dışına çıkan karakterlere çok daha eski dönemlerden beri rastlanıyor.
Commedia dell'arte geleneğinde Arlecchino gibi karakterler, fiziksel mizahı, kurnazlığı ve toplumsal ilişkileri sahneye taşıyordu. İngiliz tiyatrosundaki clown karakterleri de zaman içinde ayrı bir yere sahip oldu.
Burada ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor.
Palyaço toplumun içinde görünür ama aynı zamanda toplumun sınırlarında duran bir karakterdir.
Herkesin önünde konuşabilir.
Herkesi güldürebilir.
Bazen kralı bile taklit edebilir.
Normalde söylenmesi ayıp veya tehlikeli kabul edilen bir şeyi şaka yoluyla söyleyebilir.
Bu nedenle palyaço sadece eğlence değildir. Mizahın toplumsal bir araç olarak kullanılmasının da simgesidir.
Bir bakıma palyaço, “Herkesin ciddi olduğu bir ortamda biraz farklı düşünmeye ne dersiniz?” diye sorar.
Mehmet'in Defterindeki Plan
Kahveden çıktıktan sonra Mehmet cebinden küçük bir defter çıkardı.
“Bir şey fark ettim,” dedi.
“Ne?”
“Piero'nun gösterilerinde rastgele davranmadığını düşünüyorum.”
Defterine bir şeyler yazmıştı.
Önce çocukların ilgisini çekiyor.
Sonra küçük bir hata yapıyor.
Çocuklar gülüyor.
Ardından o hatayı çözmeye çalışıyor.
Sonra başka bir karakter ortaya çıkıyor.
Çocuklar hikâyeye dahil oluyor.
Mehmet bunu birkaç maddede özetlemişti.
“Bakın,” dedi. “İnsanlara bir problem veriyor, sonra çözüm arıyor. Gösteri aslında küçük bir strateji oyunu.”
Zeynep deftere baktı.
“Doğru. Ama burada bir şeyi atlıyorsun.”
“Neyi?”
“Çocukların verdiği tepkiyi.”
Mehmet sustu.
Zeynep devam etti:
“Bir çocuk korkarsa plan değişiyor. Bir çocuk oyuna katılmak istemezse zorlamıyor. Başka biri ağlarsa onunla ilgileniyor. Yani sadece problemi çözmüyor; ilişkiyi de koruyor.”
Bu konuşma bana önemli bir şeyi düşündürdü.
İnsanların olaylara yaklaşımında gerçekten farklılıklar olabilir. Kimi insan önce “Ne yapmalıyız?” diye sorar. Kimi ise “Buradaki insanlar ne hissediyor?” diye düşünür. Bunlar erkeklere veya kadınlara doğuştan ait özellikler olarak görülmemeli. Yine de hikâyemizde Mehmet'in daha çözüm ve plan odaklı yaklaşımıyla Zeynep'in ilişki ve duygu odaklı bakışı birbirini tamamlıyordu.
Üstelik ikisi de zaman zaman diğerinin yöntemine ihtiyaç duyuyordu.
Bu bana, kadınlar ve erkekler hakkında kalıplaşmış genellemeler yapmaktan çok, farklı düşünme biçimlerinin aynı meselede nasıl birleşebileceğini göstermenin daha anlamlı olduğunu düşündürdü.
Peki Palyaço Neden Bazen Korkutucudur?
Kahve dükkânından ayrılmadan önce Rıza Amca bize eski bir fotoğraf gösterdi.
Fotoğrafta Piero çocukların arasında duruyordu.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Fakat fotoğrafa birkaç saniye daha bakınca başka bir şey fark ettim.
Gözleri gülmüyordu.
“İşte,” dedi Rıza Amca, “insanların palyaçodan korkmaya başlamasının nedenlerinden biri de budur.”
Makyaj, insan yüzünün doğal ifadelerini gizleyebilir.
Normalde bir insanın yüzüne baktığımızda gözlerinin, kaşlarının ve ağzının hareketlerinden duygusunu anlamaya çalışırız. Palyaço makyajında ise bu işaretler abartılır veya değiştirilir.
Kocaman bir gülümseme vardır.
Palyaço Bize Ne Anlama Gelir? Bir Gülüşün Ardındaki Hikâye
Geçenlerde eski bir lunaparkın önünden geçerken tuhaf bir şey oldu. Yıllardır uğramadığım o sokakta, kapanmış gişelerin ve paslanmış oyuncakların arasında bir palyaço figürü gördüm. Elindeki balonlardan biri hâlâ havadaymış gibi yukarı doğru uzanıyordu. Boyası dökülmüş yüzünde kocaman bir gülümseme vardı ama ben o gülümsemeye baktıkça içimde garip bir hüzün oluştu.
Çocukken palyaço görünce gülerdim. Şimdi ise aynı görüntü bana başka şeyler düşündürüyor.
Palyaço neden güldürür? Neden bazı insanlarda korku uyandırır? Neden filmlerde kimi zaman neşenin, kimi zaman yalnızlığın, hatta korkunun sembolü olur? Ve asıl soru şu: Bir palyaço bize gerçekten ne anlatır?
Geçen hafta bu konuyu arkadaş grubunda açtığımda herkesin farklı bir cevabı oldu. Mehmet, “Palyaçonun işi insanları güldürmek, mesele bu kadar,” dedi. Zeynep ise hemen itiraz etti:
“Belki de mesele tam olarak bu değildir. İnsanları güldürürken kendi yüzünün arkasında ne sakladığını hiç düşündün mü?”
O cümle, akşam boyunca zihnimden çıkmadı.
Sonra birlikte eski lunaparkın hikâyesini araştırmaya karar verdik. Bulduğumuz şey, yalnızca palyaçolar hakkında değil, insanların yüzyıllardır gülme, eğlenme, üzülme ve toplumdaki rollerini ifade etme biçimleri hakkında da ilginç bir hikâyeydi.
Eski Lunaparkta Başlayan Konuşma
Ertesi cumartesi Mehmet, Zeynep ve ben tekrar lunaparka gittik. Kapılar kapalıydı ama hemen yanında küçük bir kahve dükkânı açıktı. İçeride, yetmişli yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim yaşlı bir adam oturuyordu.
Adının Rıza olduğunu öğrendik.
Lunaparkı eskiden işleten ailenin bir ferdiymiş.
Palyaçoyu sorduğumuzda yüzünde kısa bir tebessüm belirdi.
“Onun adı Piero'ydu,” dedi.
“Gerçek bir insan mıydı?”
“Gerçekti. Hem de sandığınızdan çok daha gerçek.”
Rıza Amca bize yıllar önce lunaparkta çalışan bir palyaçodan söz etti. Piero, özellikle çocukların sevdiği bir göstericiydi. Büyük ayakkabıları, renkli kıyafetleri ve abartılı makyajıyla sahneye çıktığında çocuklar kahkahalarla bağırırmış.
Ama Rıza Amca'nın anlattığına göre Piero yalnızca şaka yapan biri değilmiş.
Çocuklardan biri ağladığında gösterisini değiştirirmiş.
Bir aile tartışıyorsa onları sahnenin önüne çağırmazmış.
Korkmuş bir çocuk varsa maskotun yanına götürmek yerine uzaktan el sallarmış.
“Çünkü,” dedi Rıza Amca, “Piero insanların sadece neye güldüğüne değil, neden sustuğuna da bakardı.”
Mehmet hemen söze girdi:
“Yani stratejik davranıyormuş.”
Zeynep güldü.
“Sen her şeyi stratejiye bağlıyorsun.”
Mehmet omuzlarını silkti.
“Çünkü sahnede yüzlerce insan varsa ne yapacağını planlaman gerekir. Kalabalığın dikkatini yönetmek, çocukların güvenliğini düşünmek, gösterinin sırasını ayarlamak... Bunlar tesadüfen olmaz.”
Zeynep ise farklı bir noktaya dikkat çekti:
“Planlamak önemli ama insanları okumak da öyle. Birinin yüzündeki korkuyu fark etmezsen en iyi plan bile işe yaramaz.”
O an ikisinin de haklı olduğunu düşündüm.
Palyaço belki de tam burada ilginçleşiyordu: Hem gösteriyi yönetmek zorundaydı hem de insanların duygularına kulak vermeliydi.
Palyaçonun Tarihine Kısa Bir Yolculuk
Araştırmaya başladığımızda palyaço figürünün düşündüğümüzden daha eski olduğunu gördük.
Bugünkü anlamıyla “palyaço” kelimesinin ve sahne karakterinin gelişimi özellikle Avrupa tiyatro geleneğinde belirginleşmiş olsa da, farklı kültürlerde toplumun kurallarını mizahla sorgulayan, güldüren veya düzenin dışına çıkan karakterlere çok daha eski dönemlerden beri rastlanıyor.
Commedia dell'arte geleneğinde Arlecchino gibi karakterler, fiziksel mizahı, kurnazlığı ve toplumsal ilişkileri sahneye taşıyordu. İngiliz tiyatrosundaki clown karakterleri de zaman içinde ayrı bir yere sahip oldu.
Burada ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor.
Palyaço toplumun içinde görünür ama aynı zamanda toplumun sınırlarında duran bir karakterdir.
Herkesin önünde konuşabilir.
Herkesi güldürebilir.
Bazen kralı bile taklit edebilir.
Normalde söylenmesi ayıp veya tehlikeli kabul edilen bir şeyi şaka yoluyla söyleyebilir.
Bu nedenle palyaço sadece eğlence değildir. Mizahın toplumsal bir araç olarak kullanılmasının da simgesidir.
Bir bakıma palyaço, “Herkesin ciddi olduğu bir ortamda biraz farklı düşünmeye ne dersiniz?” diye sorar.
Mehmet'in Defterindeki Plan
Kahveden çıktıktan sonra Mehmet cebinden küçük bir defter çıkardı.
“Bir şey fark ettim,” dedi.
“Ne?”
“Piero'nun gösterilerinde rastgele davranmadığını düşünüyorum.”
Defterine bir şeyler yazmıştı.
Önce çocukların ilgisini çekiyor.
Sonra küçük bir hata yapıyor.
Çocuklar gülüyor.
Ardından o hatayı çözmeye çalışıyor.
Sonra başka bir karakter ortaya çıkıyor.
Çocuklar hikâyeye dahil oluyor.
Mehmet bunu birkaç maddede özetlemişti.
“Bakın,” dedi. “İnsanlara bir problem veriyor, sonra çözüm arıyor. Gösteri aslında küçük bir strateji oyunu.”
Zeynep deftere baktı.
“Doğru. Ama burada bir şeyi atlıyorsun.”
“Neyi?”
“Çocukların verdiği tepkiyi.”
Mehmet sustu.
Zeynep devam etti:
“Bir çocuk korkarsa plan değişiyor. Bir çocuk oyuna katılmak istemezse zorlamıyor. Başka biri ağlarsa onunla ilgileniyor. Yani sadece problemi çözmüyor; ilişkiyi de koruyor.”
Bu konuşma bana önemli bir şeyi düşündürdü.
İnsanların olaylara yaklaşımında gerçekten farklılıklar olabilir. Kimi insan önce “Ne yapmalıyız?” diye sorar. Kimi ise “Buradaki insanlar ne hissediyor?” diye düşünür. Bunlar erkeklere veya kadınlara doğuştan ait özellikler olarak görülmemeli. Yine de hikâyemizde Mehmet'in daha çözüm ve plan odaklı yaklaşımıyla Zeynep'in ilişki ve duygu odaklı bakışı birbirini tamamlıyordu.
Üstelik ikisi de zaman zaman diğerinin yöntemine ihtiyaç duyuyordu.
Bu bana, kadınlar ve erkekler hakkında kalıplaşmış genellemeler yapmaktan çok, farklı düşünme biçimlerinin aynı meselede nasıl birleşebileceğini göstermenin daha anlamlı olduğunu düşündürdü.
Peki Palyaço Neden Bazen Korkutucudur?
Kahve dükkânından ayrılmadan önce Rıza Amca bize eski bir fotoğraf gösterdi.
Fotoğrafta Piero çocukların arasında duruyordu.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Fakat fotoğrafa birkaç saniye daha bakınca başka bir şey fark ettim.
Gözleri gülmüyordu.
“İşte,” dedi Rıza Amca, “insanların palyaçodan korkmaya başlamasının nedenlerinden biri de budur.”
Makyaj, insan yüzünün doğal ifadelerini gizleyebilir.
Normalde bir insanın yüzüne baktığımızda gözlerinin, kaşlarının ve ağzının hareketlerinden duygusunu anlamaya çalışırız. Palyaço makyajında ise bu işaretler abartılır veya değiştirilir.
Kocaman bir gülümseme vardır.